Seni izledim... Günlerce, gecelerce izledim.
Ve şimdi orada, iki adım ötemde oturuyorsun.
Beni bekliyorsun, neden beklediğini bilmeden? Vaktini beklemekle geçirdin.
Bitti.
Sana hediye ettiğim son parçaydı bu, kendinle baş başa kalabilesin diye.
Bana bakıyorsun.
Kendini tanımayan bir insan, başkalarını ne kadar tanıyabilir?
Eksik kalmasın hiç kimse gerçek kendini görebilme lütfundan.
Nicedir, bunların hepsini sana sunmak için biriktirir dururdum hafızamda...
Şükür kavuşturana !..
Gözlerini kaçırma!.. Gözlerini kaçırma benden.
Şimdi, kim olduğumu bilmeden gelişimi izlerken yanıt ver bana ve tanışsın kalplerimiz:
Şeytanların nerede gizlenir senin?
Büyücülerin en çok neyi yedirmeyi sever?
Ne yemeyi seversin düşmanlarınla?
Paylaşmayı...
Bilir misin öcü?
Lanet okuyucuların nereden başlar işlerine?
İkiyüzlülerin hangi dilde saklar diğer yüzlerini... yüz gözlerini!?!
Ve sen;
Neden
Nasıl
Ve niçin
Hala
Hiç bir şey yokmuş gibi sakin oturabiliyorsun.
Yoksa onlar gibi mi oldun?
Öldün mü?
Kurtul yazından.
Ses’e kulak ver.
Köklerin çağırıyor.
Kaçamayacaksın.
Sen de biliyorsun.
Kaçmakla kurtulamazsın.
-Sen?..